KKTC Nereye Yönelecek? Federasyon mu? İki Devletlilik mi?

2015'ten bu yana çoğu zaman tartışmaların odağında yer alarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) cumhurbaşkanlığını yürüten Mustafa Akıncı son seçimde koltuğunu Ersin Tatar'a kaybetti. Nisan ayında yapılması planlanan, aslında gerek KKTC, gerekse de Kıbrıs sorununun diğer aktörleri Türkiye, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ve Yunanistan açısından da tarihi önem arz eden seçimler Covid-19 salgını nedeniyle Ekim ayında yapılabildi. İlk turunda, yedisi bağımsız toplam onbir adayın yarıştığı seçimlere Kıbrıs Türk halkının katılım oranı %45 gibi oldukça düşük bir seviyede kaldı. Düşük katılım oranının ortaya çıkmasının altında yatan temel nedenlerin, salgının yanı sıra, Mustafa Akıncı'nın izlediği tavizkar tutuma olan güvensizlik ile Türkiye'nin seçimlere müdahil olduğu yönünde yaratılan algının olduğu söylenebilir. 

EKOPOLİT, 08 Nisan 2021 Perşembe, 10:22
KKTC Nereye Yönelecek? Federasyon mu? İki Devletlilik mi?

İlk tur sonuçlarına göre, Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) adayı olan ve Türkiye'ye yakın söylemleri ile dikkat çeken Ersin Tatar oyların %32.34'ünü alırken, GKRY ile federasyon temelinde birleşmenin savunucusu ve Avrupa Birliği tarafından da önemli teveccüh gören Mustafa Akıncı ise geçerli oyların %29.84'ünü topladı. Diğer yandan, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı Tufan Erhürman %21.67, bağımsız aday Kudret Özersay %5.74, Yeniden Doğuş Partisi (YDP) adayı Erhan Arıklı %5.36 ve KKTC'nin kurucu cumhurbaşkanı ve Kıbrıs Türk toplumunun efsanevi lideri Rauf Denktaş'ın oğlu bağımsız aday Serdar Denktaş ise %4.2 oy aldı. İlk turdaki bu oy dağılımı, Kıbrıs sorununun bir dönüm noktasına geldiği tarihin bu evresinde, Kıbrıs Türk halkının kendi geleceğine nasıl bir yön vereceği konusunda soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Türkiye ile güçlü bağı devam ettirerek KKTC'nin bağımsız varlığı konusunda hassasiyetini muhafaza edenlerle, Rum tarafı ile gevşek bir federasyon yapısı içerisinde, azınlık konumuna düşme konusunda fazla bir çekince de göstermeyerek, birleşme tercihinde bulunanlar arasındaki farkın oldukça az olduğu görüldü. İki tercih arasındaki kutuplaşma, ikinci turda, bir taraftan UBP-Ersin Tatar ve YDP-Erhan Arıklı'nın temsil ettiği 'iki devletli çözüme yakın olanlar', diğer taraftan Mustafa Akıncı ve CTP-Tufan Erhürman'ın temsil ettiği 'federasyoncular' arasındaki kıyasıya mücadele ile somutlaştı. 

Bütün seçim süreci boyunca 'iki devletlilik' ve 'federasyon' arasında yaşanan tartışmalar ilk tur sonuçlarında, Akıncı ve Erhürman'ın oylarının toplamı göz önüne alındığında 'federasyoncular'ın kıl payı önde olduğu izlenimini yarattı. Ancak, çoğu analist ilk turda sandığa gitmeyen %55'lik önemli çoğunluğun tercihini göz ardı etti. İkinci tur sonuçlarına bakıldığında, ilk turda sandığa gitmeyen, bir anlamda Kıbrıs Türk halkının sessiz çoğunluğunu oluşturan kesimlerin kaygıları ile ilgili çeşitli yorumlar yapılsa da, bu kesimlerin Akıncı'nın bağımsızlıktan ve topraktan verdiği tavizleri onaylamayan, ancak Ersin Tatar'a oy verme konusunda da çekingen davranan KKTC vatandaşlarından oluştuğu daha net anlaşılıyor. 

Seçime katılımın %67'ye çıktığı ikinci turda, Ersin Tatar oyların %51.69'unu alarak KKTC'nin beşinci cumhurbaşkanı seçilirken, Mustafa Akıncı'nın oy oranı %48.26'da kaldı ve bu sonuç Akıncı'nın 45 yıllık siyasi hayatını da sonuna getirdi. Bu noktada, sorulması gereken kritik bir soru ortaya çıkıyor. Bu sonuçlarla Kıbrıs Türk halkı Rum tarafına, Avrupa Birliği'ne ve Türkiye'ye nasıl bir mesaj iletti? Sonuçlar, bu sorunun cevabının üç ana tema etrafında toplandığına işaret ediyor. Birincisi, Kıbrıs Türk halkı KKTC'nin bağımsızlığına ve eşit egemenliğine hassasiyetle vurgu yaptı. İkincisi, uzun yıllar bedel ödenerek alınan topraklardan kolaylıkla taviz verilebileceğini düşünenlerin önüne set çekti. Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, 46 yıldır hiçbir sonuç vermeyen federasyon temelindeki birleşme modelinden, artık Rum tarafı ile iyi ilişkiler içinde, iki devletli bir yapı altında yaşamak istediğine yönelik yeni ve alternatif model arayışlarına onayını belirtti. 

Bu noktada, Türkiye'ye yakınlığa önem veren Tatar'ın, seçim sonuçlarının duyurulmasının ardından yapmış olduğu ilk açıklamanın anlamı daha da netlik kazanıyor ve KKTC'nin yeni yöneliminin işaretlerini veriyor: "Türkiye ile ilişkilerimizin daha ileri taşınmasına, Doğu Akdeniz'deki haklarımızın korunmasına, ekonomik anlamda daha ileri gitmemiz için Türkiye'nin bize desteğinin var olandan daha ileriye taşınmasına, KKTC'nin dünyadaki yerini alması için Türkiye'nin ağırlığını ortaya koymasına özellikle önem vereceğim". Tatar'ın bu açıklaması ve seçim sonuçları gösteriyor ki, Kıbrıs'ta Akıncı'nın bayraktarlığını yaptığı "federal Kıbrıs" düşüncesi artık önemini ve ağırlığını yitirmeye başlarken, bunun yerine Ersin Tatar'ın siyasi kişiliğinde ifadesini bulmakta olan "iki devletli çözüm" stratejisinin  Kıbrıs Türk  halkı tarafından daha çok benimsendiği izlenimi ortaya çıkıyor. 

Dünya basınında da yankı uyandıran bu seçimler "Ankara'nın zaferi" ve "çözüme karşı çıkanlar ile Türkiye'ye yakınlaşmak isteyenler için büyük başarı" olarak nispeten indirgemeci ve sığ yaklaşımlarla yorumlandı. Ancak, "federal Kıbrıs" düşüncesinin giderek önemini yitirmeye başladığı çok kutuplu yeni dünya düzeninde, Kıbrıs'ta bugüne kadar çözüm için getirilen önerilerin temelden başlamak yerine Avrupa-Atlantik ekseninin dayatmacı anlayışıyla uygulanmaya çalışıldığı genelde göz ardı ediliyor. Dünyada başarılı ve başarısız olan federasyonlara bakıldığında; tepeden başlayarak baskı ve dayatmalar sonucu kurulan federasyonların zamanla dağılıp yok olduğu görülürken, temelden başlayarak oluşturulan ve gönüllü bir araya gelme iradesine dayanan federasyonların çoğunluğunun başarılı olduğu görülür. Kıbrıs'taki tarihsel süreç ise, birinci örneği işaret eder şekilde, iki toplum arasında karşılıklı güvenden, iyi niyetten, saygıdan ve bu anlamda olması gereken anlaşmalardan yoksundur. Bu sebeple, KKTC seçimlerinin sonuçları Kıbrıs Türk halkı açısından artık yeni ve meydan okuyucu çözüm alternatiflerinin en azından tartışmaya açılmasının zamanının geldiğine yönelik güçlü bir sinyal verdi. Görünen o ki, bundan sonra Ersin Tatar'ın cumhurbaşkanlığındaki KKTC'nin, iki devletli bir çözüm modeli temelinde, Türkiye ile daha güçlü ilişkiler içerisinde alternatif yolların haritasını çizmeye başlaması ve ilk etapta KKTC'nin dünyada tanınmasına yönelik stratejileri oluşturmaya yönelmesi muhtemeldir. 

KAYNAK: EKOPOLİT

Şahinkaya Vakfı bünyesinde kurulmuş olan Uluslararası Ekonomi ve Politika Çalışmaları Merkezi (EKOPOLIT), coğrafi konumu gereği tarihsel olarak Batı ile Doğu arasında kritik bir jeopolitik kesişim merkezinde bulunan; küresel boyuttaki iktisadi ve siyasi dinamiklerle yakından ilişkili yoğun gelişmelerin yaşandığı Türkiye'den dünyaya bakarak uluslararası ekonomi ve politikaya yeni bakışlar ve alternatif perspektifler sunmayı hedeflemiş bir düşünce merkezidir. 

TÜRKİYE EKONOMİSİ
Ticaret Bakanlığı temmuz ayı veri bültenini yayımladı
İhracat temmuzda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 10,2 artarak 16 milyar 413 milyon dolara, i...
TÜRKİYE EKONOMİSİ
Emlak vergisinde yeni dönem kapıda!
Arsa metrekare rayiç bedelleri üzerinden hesaplanan vergilendirmeler sonrası bazı bölgelerde yüzd...
TÜRKİYE EKONOMİSİ
İş dünyası: Herkes aşılansın, kapanma olmasın
Korona virüsü günlük vaka sayısı 17 bine dayandı. Bu gelişme sonbahar ile birlikte 4. dalga tehli...
TÜRKİYE EKONOMİSİ
Turizmde dev rekor!
Bugüne kadarki en yoğun iç pazar hareketliliğinin yaşandığı Kurban Bayramı tatilinde, 2019 yılını...
DÜNYA EKONOMİSİ
Kripto para borsası Binance, İtalya'da da yasaklandı
Kripto para borsası Binance, yatırım hizmetlerine veya faaliyetler sağlamaya yetkisi olmadığı ger...
TÜRKİYE EKONOMİSİ
Borç yapılandırma süresi uzatıldı!
Bankalara, mali kuruluşlara borcu olan şirketler için finansal yeniden yapılandırmanın süresi iki...
Mobil bankacılığa Covid19 dopingi
Otomotiv pazarına korona darbesi
Corona virüs ile savaşan sebze ve meyveler
Türk sağlık sektörüne övgü

En Çok Okunan Haberler