HEP AŞK OLSUN...

Şehzan SEÇEN 14 Şubat 2021 Pazar, 00:50

Dersin tam  ortasında kapı çalındı ve sınıfa o girdi. Hayatımda  daha önce  hiç benim kadar sarışın bir erkek çocuğu görmemiştim .İlk defa yanaklarımın kızardığını o an hissettim. Ama hissettiğim duygunun adını  maalesef henüz bilecek yaşta değildim. İlkokulun birinci sınıfı  onu seyrederek öylece akıp geçti. Bir sonraki yıl o sarışın çocuk yoktu. Çünkü babasının tayini çıkmış ve sadece 10 km. uzaktaki ilçeye taşınmışlardı ki bana göre artık orası Fizan'dı. Sonra  da o duyguyu unuttum gitti. Ama bu  çok uzun sürmedi çünkü o günlerde sınıfımıza kolu kırık bir  erkek çocuğu geldi.Hem de pat diye ,dönem ortasında. Ona acıdığımı hatırlıyorum. Kolun kırılması bana büyük bir mesele gibi görünmüştü. Ona acırken aynı zamanda ona karşı özel duygular hissettiğimi de hatırlıyorum. Ancak bir sonra ki sene onun  da babasının tayini çıkmış başka bir şehre taşınmışlardı. Evet, onu da  kaybetmiştim. Aşk acaba hasret acısı çekmek ve özlemek miydi?

 Kaderim adeta  bir Yeşilçam filmini aratmayacak niteliğe bürünmüştü. Çünkü kime aşık olsam babasının tayini çıkıyor ve gidiyordu. Artık büyümüş, tam dokuz yaşına gelmiştim. Tam aşk diye bir şeyin olmadığına inanmaya başlamıştım ki onu gördüm. O harika sesi, masmavi gözleri, bembeyaz dişlerini hafif hafif gösteren gülüşü  ile karşımdaydı. Kararımı o an vermiştim. Büyüyünce mutlaka onunla evlenecektim. Hem babası da memur değildi. Yani tayin olmayacağı kesin birisini en sonunda bulmuştum. O Erol Evgin'di  ki maalesef çevremdeki herkes memlekette aşık olunacak adam kalmamış gibi ona aşık olmuştu. Aşk acaba sevdiğin için başkalarıyla mücadele etmek miydi?

Yaşım Mazhar Alanson'un şarkısındaki gibi artık on dokuz olmuştu. Ne Erol Evgin ne de diğerleri kalmıştı aklımda. Her şey değişmişti, ben de dahil. Okulumu bitirip iş güç sahibi olmaktan başka bir amacım yoktu ki o çıktı karşıma. Beklenmedik bir anda. Aşk acaba gerçekten tesadüfleri mi severdi?

Erol Evgin'e benzemiyordu, kolu kırık da değildi hatta sarışın hiç değildi. Ama onda farklı bir şey vardı. Liman gibiydi. Güvenli ve sakin. Hele bana o yandan  bakışı yok muydu...O günden bugüne tam yirmi dokuz  yıl geçti ama onun bana bakışı hiç değişmedi.

Artık öğrendim. Aşk emek demekti, aşk güven demekti, aşk ilk günkü gibi sevdiğine bakabilmek demekti. Hatta bazen hiç konuşmadan aynı duyguları paylaşabilmekti.

İşte tam olarak bu yüzden size ''Sevgililer Günü'nde '' tek taş hediye edecek birine değil, tek kalbini ömür boyu size verecek birine aşık olmanızı dilerim.

Hayatınızda hep AŞK olsun. Sevgililer gününüz kutlu olsun.

Sevdiğinizle birlikte her zaman iletişimde kalın, sevgiyle kalın.