Eğitim Teknolojileri

Simge MUTLU 27 Nisan 2021 Salı, 09:56

Eğitim teknolojisi (Yaygın kullanımı Edutech veya EdTech) bilgisayar donanımı, yazılımı ve kombine kullanımı olarak tanımlanabilir. Kısaca eğitim teorisini kolaylaştırmak ve uygulamada öğrenmektir. Kısaltması EdTech ise genellikle eğitim teknolojisi yaratan şirketlerin endüstrisine atıfta bulunur.

Pratik eğitim deneyimi, eğitim teknolojisi iletişim, eğitim, psikoloji, sosyoloji, yapay zeka ve bilgisayar bilimi gibi çeşitli disiplinlerden teorik bilgilere dayanıyor. Öğrenme teorisi, bilgisayar tabanlı eğitim, çevrimiçi öğrenme ve mobil teknolojilerin kullanıldığı e-öğrenme vem-öğrenme gibi çeşitli alanları kapsar . Eğitim teknolojisini tasarlarken ve onunla etkileşimde bulunurken çeşitli pedagojik perspektifler veya öğrenme teorileri düşünülebilir. E-öğrenme teorisi ise bu yaklaşımları inceler. E-öğrenme eşzamanlı veya eşzamansız olabilir. Eşzamanlı öğrenme tüm katılımcılar aynı anda etkileşim halindeyken gerçek zamanlı olarak gerçekleşir. Eşzamansız öğrenme farklı olarak, kendi kendine hızlanır, katılımcıların diğer katılımcıların bağımlılığı olmadan fikir veya bilgi alışverişinde bulunmalarına izin verir.

Son dönemde üzerinde durulan bir diğer öğrenme biçimi ise İşbirliğine dayalı ve sosyal öğrenmedir. Bu öğrenme; grup web sayfaları, bloglar, wiki'ler ve Twitter ,öğrencilerin ve eğitimcilerin etkileşimli bir öğrenme ortamında bir web sitesinde düşünceleri, fikirleri ve yorumlarını göndermesine olanak tanır.  Sosyal ağ siteleri, belirli bir konuyla ilgilenen kişilerin sesle, sohbetle, anlık mesajla, video konferansla veya bloglarla iletişim kurmalarına yönelik sanal topluluklardır. National School Boards Association, çevrimiçi erişime sahip öğrencilerin% 96'sının sosyal ağ teknolojilerini kullandığını ve% 50'den fazlasının okul çalışmaları hakkında çevrimiçi konuştuğunu tespit etmiştir. Sosyal ağlar doğru kullanımla, işbirliğini ve katılımı teşvik eder ve öğrenciler arasında öz yeterlik için motive edici bir araç olabilir. Ayrıca öğrencilerin 21. Yüzyıl becerilerinin arttırılmasına olanak sağlayacaktır.

Artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisi ise, öğrencilere ve öğretmenlere gerçek zamanlı etkileşimde bulunmaları için hem sanal dünya hem de gerçek dünya öğeleri dahil olmak üzere dijital bilgi katmanları oluşturma fırsatı sunar. AR teknolojisi, insan / yapay zeka birlikte orkestrasyonunun sorunsuz bir şekilde gerçekleştiği sınıfın geleceğinde önemli bir rol oynar. Öğrenciler, kendi öğrenme hızlarına bağlı olarak bireysel ve işbirliğine dayalı öğrenme arasında dinamik olarak geçiş yaparken, öğretmenler AR yardımıyla sınıfı izler ve bilgisayar sistemlerinin henüz başa çıkacak şekilde tasarlanmadığı durumlarda gerekli müdahaleleri sağlar. Bu vizyonda, teknolojinin rolü, öğretmenlerin yeteneklerini değiştirmek yerine geliştirmektir.

 Eğitim teknolojileri alanında yeni yaklaşımlardan biri de öğrenim yönetim sistemi (LMS)'dir. LMS, eğitim ve öğretimi sağlamak, izlemek ve yönetmek için kullanılan bir yazılımdır. Katılım, görevdeki süre ve öğrenci ilerlemesi hakkındaki verileri izler. Eğitimciler duyuru yayınlayabilir, ödevlere not verebilir, kurs aktivitesini kontrol edebilir ve sınıf tartışmalarına katılabilir. Öğrenciler çalışmalarını gönderebilir, tartışma sorularını okuyup yanıtlayabilir ve sınavlara girebilir. Bir LMS, öğretmenlerin, yöneticilerin, öğrencilerin ve izin verilen ek tarafların (uygunsa ebeveynler gibi) çeşitli ölçümleri izlemesine izin verebilir. LMS'ler, eğitim / eğitim kayıtlarını yönetme sistemlerinden kursları internet üzerinden dağıtmaya ve çevrimiçi işbirliği için özellikler sunan yazılıma kadar çeşitlilik gösterir. Kapsamlı öğrenme içeriğinin oluşturulması ve sürdürülmesi, insan emeği için önemli başlangıç ​​ve devam eden yatırımları gerektirir.

Yeni teknolojileri benimserken, "doğru yapmak" için tek bir şans olabilir. Teknoloji, eğitimin nihai amacı değil, bunun gerçekleştirilebileceği bir araç olduğu için, eğitimcilerin teknolojiyi ve avantajlarını ve dezavantajlarını iyi kavramaları gerekir. Her teknolojiyi tek başına ele almaktansa, farklı iletişim teknolojileri, çevrelerinde büyüyen kültürel topluluklar ve destekledikleri etkinlikler arasındaki karşılıklı ilişkiyi düşünerek ekolojik bir yaklaşım benimsemeliyiz. Bu yirmi birinci yüzyıl becerileri, teknolojiyle birleşme ve etkileşim yoluyla elde edilebilir.

Şahinkaya Eğitim Kurumları olarak eğitim teknolojilerine verdiğimiz önemle sektörde farklılaşıyoruz. Bu doğrultuda, yurtdışı eğitim fuarlarına her yıl katılan ekibimizin raporları üzerine kendi dijital alt yapımızı 3 yıl önce -pandemi başlamadan- hayata geçirdik. Derse katılamayan öğrencilerimizin konu eksiği kalmaması adına hazırlanan video dersler dijital kanallarla gönderilen, öğrencinin başarı düzeyinin ölçülüp hangi konunun tekrar edilmesini sağlayan yapay zeka ile geliştirilmiş akıllı ders sistemleri (ITS'ler) geliştirdik. Kısaca Şahinkaya Eğitim Kurumları olarak biz dijitalleşmeye aslında pandemi koşulları ortada olmadan, yani herhangi bir zorlama olmadan başlamıştık. Pandemi sürecine girdiğimizde ise bu yatırımlarımız sayesinde eğitimde hiç aksama yaşamadık. Bu konuda sektörde farkımızı dijital alt yapımızla ortaya koyduk.

Pandemi döneminde birçoğumuzun hayatına giren online eğitimler kalıcı olacak gibi görünüyor. Özellikle Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un yapmış olduğu açıklamalarda EBA 'nın nitel ve nicel büyüme hedeflerinden anlaşılacağı üzere artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, özellikle okullar kendi dijital altyapılarını güçlendirmek zorunda kalacaklar. Eğitim teknolojilerine yatırım yapmayan kurumların rekabet edebilme şansı kalmayacak. Dünyamız yeni pandemilere gebe iken okul tercihlerinde belki de en çok dikkat edilecek husus, bir okulun dijital alt yapısı, karşılaştığı sorunlara cevap verme hızı ve eğitim teknolojilerine ne kadar yatırım yaptığı olacaktır.