Hava Durumu

Gerçekten gülümseyenlerden misiniz?

Yazının Giriş Tarihi: 16.11.2021 10:16

Uzmanların yaptığı araştırmalar ilk kez karşılaştığımız biri hakkında ilk 30 saniyede bir fikre sahip olduğumuzu gösteriyor. İlk izlenim için ise gülümseyen bir yüz kesinlikle çok etkili. Eğer içten bir şekilde gülümseyerek karşı tarafla göz göze geldiyseniz kesinlikle ilk izlenim olarak sempatik algılanacaksınız. Peki karşı taraftakinin içten bir şekilde gülümsediğini nasıl anlarız?

Pozitif Psikoloji araştırmacıları iki tür gülümseme olduğunu ve bu gülümsemelerin de insanların gelecekteki hayatları üzerine fikir verdiği tezini öne sürerek şu araştırmayı yapmışlar. Bunun içinde araştırmacı bilim adamı Duchenne'in elde ettiği bilimsel verileri kullanmışlar.

Gerçek gülümseme bu gülümsemenin tarifini yapan araştırmacı bilim adamı Duchenne'den adını almış. Duchenne gerçek bir gülümsemede yüzümüzde kasılan kaslarla, sahte bir gülümsemede kasılan kasların farklı olduğuna inanıyordu. Bunu ispatlamak için yüzdeki kaslara küçük elektroşoklar vererek kasılmasını sağlıyor ve hangi duyguda hangi kasların kasıldığını fotoğraflıyordu. Araştırmaları sonucunda hem gerçek hem de sahte gülümsemede ağzımızın etrafındaki kasların kullanıldığını ama gerçek gülümsemede ilaveten göz kenarındaki kasların da kasıldığını tespit etmiştir. Ağzınızın kenarlarının yukarı kıvrıldığı ve göz çevrenizin kırıştığı gerçek bir gülümseme olan Duchenne gülümsemesi böylece bilimsel literatüre geçmiştir.  Diğeri ise yapay bir gülümseme pozudur ve adına da "Pan Amerikan" gülümsemesi denmektedir. Objektife veya karşı tarafa gülümsemek zorunda kalarak yaptığımız sadece ağzımızın etrafındaki kasları kullandığımız sahte gülümseme şeklidir.

Davranış Bilimi Araştırmacıları geçmiş yıllardaki üniversite yıllıklarındaki fotoğraflara bakıp kişilerin buradaki gülümsemelerini analiz etmişler ve gelecekteki hayatlarının nasıl olabileceğini tahmin etmişler. Duchenne gülümsemesi ile poz verenleri yıllar sonra bulup onlarla görüştüklerinde  büyük bir kısmının hayatta başarılı ve mutlu olduğunu tesbit etmişler.

Birçok çalışmaya ışık tutacak, yön gösterecek çarpıcı bir tespit. Bu kişilerle görüştüklerinde hepsinin hayata olumlu bakmaları, iyimser olmaları, kendilerini mutlu hissetmeleri gibi ortak özellikleri olduğu tespit edilmiş. Bu sonuçtan hayatta başarılı olmak için kendimizi mutlu hissedecek şekilde iş yapış şeklimizi ve yaşantımızı düzenlememiz gerektiğini çıkartabiliriz.  

Çok sık kullandığımız bir deyiş vardır "her şeyin başı sağlık" diye...Özellikle 2 yıl önce başlayan ve halen devam eden pandemi süreciyle birlikte sağlığın ne kadar önemli olduğunu hem kişiler hem de kurumlar  kötü bir tecrübe ile bir kez daha anladı.

Tabi beden sağlığı kadar ruh sağlığı da çok önemli. Hastalık önce ruhta başlar, sonra vücutta devam edermiş. Doktorlar birçok hastalığın sebebinin stres ve moral bozukluğu olduğunu bilimsel olarak kanıtlamış durumda. Eğer mutsuzsak birçok hastalığın vücudumuzda belirmesi, en hafif hastalıkların bile kronikleşmesi, iyileşme sürecimizin uzaması kaçınılmaz oluyor...Stresli bir ortamda mutsuz bir şekilde çalışanların çok sık hastalandığına ve sürekli sağlık problemlerinden yakındığına birçok kez şahit olduğunuzu düşünüyorum. Bunun farkına varan modern ve yenilikçi kurumlar "Wellness" adı altında çalışanlarının ruh ve beden sağlığı için farklı uygulamalar yapmaya başladılar. Çok da güzel yaptılar. Mutlu çalışanın çok daha verimli, yenilikçi ve yaratıcı işler çıkardığı tartışılmaz bir gerçek.

Evde ailemizin, toplumsal hayatta etrafımızdakilerin ve işyerinde çalışanların gerçekten gülümseyip gülümsemediğini fark etmek çok önemli. Eğer gerçekten gülümsemiyorlarsa, sürekli rol yapıyorlarsa orada ters giden bir şeyler vardır ve bu gidişatın kendimizle ilgili olup olmadığı da kendimize sorulacak en kritik sorudur.

Gerçekten gülümsemeniz ve etrafınızdakileri gülümsetmeniz dileğiyle..

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.