Hava Durumu

Kadın ve Erkek 100 Yıl Sonra Eşit Haklara Sahip Olabilecek

Yazının Giriş Tarihi: 08.03.2021 09:25

Günümüzde tüketim, eğlence ve kutlama konseptli yapılan etkinliklerle kutlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün geçmişinde acı dolu bir hikayesi var.  8 Mart kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği mücadelenin başlangıç tarihidir.  8 Mart 1857 yılında Amerika'da tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadın düşük ücretlerini, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için greve çıktığı gündür. Bu grevler sırasında polisin müdahalesi ile olaylar büyüdü ve fabrikada çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi. Bu üzücü olaydan 52 yıl sonra (1910), Danimarka'da düzenlenen II. Sosyalist Enternasyonal toplantısında  8 Mart'ın "Kadın Günü" olarak kutlanması kararlaştırıldı. 1975 yılında da  Birleşmiş Milletler, 8 Mart'ı "Dünya Kadın Günü" 1977'de de "Kadın Hakları ve Uluslararası Barış günü" olarak kabul etti.

8 Mart 1857 de başlayan kadınların iş hayatında hak ettiğini alma, erkeklerle eşit koşullarda çalışabilme mücadelesi maalesef günümüzde de hala devam ediyor. İş hayatı yine nispeten eşit koşulları sağlamak adına sürekli kendini geliştiriyor, başarılı iş insanları arasında sıkça kadın yöneticileri görüyoruz. Birçok firma kadının iş hayatına katılması için çeşitli projeler yapıyor, kadın çalışanlarını destekliyor. Ama ülkemiz genel anlamda toplumsal cinsiyet eşitliği açısından dünyada çok geride yer alıyor.  Dünya Ekonomik Forumu'nun hazırladığı Toplumsal Cinsiyet Eşitliği'ni gösteren verilere göre Türkiye 153 ülke arasında 130. sırada yer alıyor. Geçen yıl da aynı sıralamada yer alan ülkemiz maalesef ilerleme kaydetmemiş gözüküyor. Belki ilerleme kaydetmiştir ama diğer ülkelerde de aynı oranda ilerleme olunca onu ileri taşımamış. Bu sıralamadan  Türkiye'nin toplumsal cinsiyet eşitliği alanında gideceği çok uzun bir yol olduğunu söyleyebiliriz.

Dünya Ekonomik Forumu'nun Cinsiyet eşitliği raporu hazırlanırken ülkedeki birçok veriye bakılıyor. Eğitim alanındaki kadın erkek oranı, üniversite, yüksek lisans mezunu kadın erkek oranı, iş hayatında sigortalı çalışan kadın erkek oranı , girişimci kadın oranı, şirketlerdeki üst düzey kadın çalışan oranı,  meclisteki kadın oranı, milletvekillerinde kadın oranı, siyasi partilerdeki kadın oranı, kadınların sahip olduğu emlak oranı, kadınların sağlık imkanlarından faydalanma oranı gibi resmi verilerle  istatistiki olarak ülkenin durumu değerlendiriliyor.  Devletin resmi verilerine göre ülkenin toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki dünya ülkeleri arasındaki durumu puanlandırıyorlar.

Rapora göre kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olabilmesi için en az 100 yıl, eşit ücret alması için 257 yıl geçmesi gerekiyor. Bu demek oluyor ki ülkemizde bu eşitliğin sağlandığı günleri bizler göremeyeceğiz. Bu yüzden gelecekte çocuklarımızın daha eşit bir dünyada yaşaması için bu süreyi kısaltmak adına her türlü eşitlik mücadelesinin yanında yer almalı, elimizden gelen her türlü  desteği vermeliyiz. Bunun ilk adımı da kadından ziyade erkekleri ve  toplumun her kesimini bilinçlendirmekten geçiyor. Çünkü çoğu erkek yaşananların eşitsizlik, kadına yapılan haksızlık olduğunun farkında bile değil. Ama  bıkmadan usanmadan anlattıkça, haksızlığı gösterdikçe erkeklerin de farkındalığı artıyor ve kadınların koşullarını iyileştirmek için elinden gelen desteği veriyor.

Hayatta her işte olduğu gibi toplumsal cinsiyet eşitsizliği sorununu aşmak için de kadın ve erkek el ele, omuz omuza mücadele vermelidir.

Türk kadınlarına hak ettiği hak ve hukuk ortamını sağlayan ve kadınlara gönülden inanan Atamızın sözleriyle yazımızı bitirelim.

"Ey kahraman Türk kadını, sen yerlerde sürünmeye değil göklerde yükselmeye layıksın"

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.