Almak isteseniz de bulamayacaksınız...

World Gold Council ve ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) tarafından hazırlanan verilere bakıldığında, bugüne kadar yeryüzünden yaklaşık 216.000 ton altın çıkarıldı.

Haber Giriş Tarihi: 20.11.2025 09:48
Haber Güncellenme Tarihi: 20.11.2025 09:48
https://www.kadinveekonomi.com

BUGÜNE KADAR ÇIKARILAN TÜM ALTINI BİRLEŞTİRSEYDİK NE OLURDU?

Çıkarılan bu altını eritip tek parça haline getirebilseydik yüksekliği sadece yaklaşık 22 metre olan, yani dört katlı bir bina büyüklüğünde bir küp elde ederdik. Ancak asıl kritik veri, henüz yerin altında keşfedilmiş ve ekonomik olarak çıkarılabilir olduğu kanıtlanmış rezerv miktarı. Bu miktar ise sadece 64.000 ton civarında.

4'TE 1 ORANINDA REZERV KALDI

Analizler, bilinen tüm altın miktarının yaklaşık dörtte üçünün zaten yeryüzüne çıkarıldığını ortaya koyuyor. Çıkarılan altının yaklaşık üçte ikisi ise 1950 sonrası modern çağda, gelişen teknoloji ve endüstriyel talep sayesinde elde edildi.

TÜRKİYE'NİN ALTIN POTANSİYELİ NE KADAR?

Türkiye, yer altında yaklaşık 6 bin 500 ton civarında altın potansiyeliyle öne çıkıyor. Bu miktarın yaklaşık 5 bin 980 tonu henüz çıkarılmamış durumda ve bugünkü piyasa değeri yaklaşık 461 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

Uzmanlar, bu potansiyelin aktif bir şekilde değerlendirilmesi halinde Türkiye’nin dış ticaretine, döviz rezervlerine ve ekonomik bağımsızlığına önemli katkı sağlayabileceğini ifade ediyor. Ancak Türkiye, altın üretiminde potansiyeline kıyasla geride kalmış durumda ve üretimi artırmak için madencilik izinlerinin hızlanmasını talep ediyor.

ALTINI NE İÇİN KULANIYORUZ?

Yeryüzüne çıkarılan altının kullanım dağılımı ise şöyle:

%45: Mücevherat

%22: Külçe ve madeni paralar

%17: Merkez bankası rezervleri (stratejik varlık)

%16: Teknoloji ve diğer endüstriler

Kanıtlanmış rezervlerin 64 bin ton olmasına rağmen, uzmanlar bu miktarın yer altındaki tüm altını temsil etmediğini belirtiyor. Altın fiyatları yükseldikçe, daha önce kârlı görülmeyen düşük dereceli nadir elementlerin çıkarılması ekonomik olarak mantıklı hale geliyor ve yeni keşifler için teşvik yaratıyor.