Türkiye'nin kritik ham maddeler stratejisini yakında açıklayacağız...

Bugünlerde enerjiyle ilgili her toplantının sıcak gündem maddesi İran'daki savaş ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıdır.

Haber Giriş Tarihi: 28.04.2026 16:03
Haber Güncellenme Tarihi: 28.04.2026 16:03
https://www.kadinveekonomi.com

Bayraktar, söz konusu gelişmelerin, dünyaya bölgesel çatışmaların etkilerinin o bölgelerle sınırlı kalmadığını ve tüm dünyayı bütün olarak etkilediğini bir kez daha gösterdiğini ifade ederek, bunlar olmasa bile küresel enerji sahnesinde halihazırda bir değişimin yaşandığını söyledi.

Dünyada enerji talebinin arttığını ve resmi olarak "Elektrik Çağı"na girildiğini belirten Bayraktar, "Geçtiğimiz yıl küresel enerji talebi yüzde 1,3 arttı, elektrik talebi de bu hızın 2 katından fazla büyüdü. Bu artış elektrikli araçlar, veri merkezleri, soğutma sistemleri ve ekonomilerimizin hızla elektrikleşmesiyle tetikleniyor. Bu talebi karşılamak zorundayız. Bu nedenle kritik mineraller üzerine gerçekleştirdiğimiz bu toplantı son derece zamanında yapılmış bir toplantıdır. Çünkü kritik mineraller ve nadir toprak elementleri temiz enerji teknolojilerinin yanı sıra dijital altyapı, geliştirilmiş üretim ve savunma sistemleri için vazgeçilmez hale gelmiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Bayraktar, rüzgar türbinleri, elektrikli araçlar, yarı iletkenler ve batarya depolama gibi unsurlarda kullanılan kritik minerallerin modern ekonomilerin merkezinde yer aldığının altını çizdi.

Son dönemde yaşanan kesintiler ve jeopolitik gerilimlerin tedarik zincirlerinin artık yalnızca ekonomik bir mesele olmadığını açıkça ortaya koyduğuna işaret eden Bayraktar, bunun koordineli ve ileriye dönük politika yanıtları gerektiren stratejik bir konu haline geldiğini belirtti.

Kritik mineral üretiminin belli bölgelerde yapılması dengesizlik oluşturuyor

Bayraktar, daha güçlü ve çeşitli tedarik zincirleri oluşturmak için doğru zamanda doğru yerde olduklarını aktararak, "Ekonomilerimize güç veren ham maddeleri güvence altına almalıyız. Türkiye olarak enerjiyi ve madenciliği işbirliği aracı olarak görüyoruz. Doğru enerji ve madencilik projeleri 'kazan-kazan' temelinde olmalıdır. Hedefimiz enerji diplomasisi yoluyla bölgesel istikrar inşa etmek, bölgedeki refahı artırmak ve çatışmaları önlemek." diye konuştu.

Beylikova'da nadir toprak oksitleri üretilecek

Bayraktar, Türkiye'nin kurulu elektrik gücünün yüzde 62'sinden fazlasının yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu belirterek, 2035'e kadar ülkenin rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesini 120 gigavata çıkarma hedeflerini anımsattı.

Öte yandan şebeke entegrasyonunu ve sistem esnekliğini güçlendirmek için yaklaşık 40 gigavatlık Yüksek Gerilim Doğru Akım (HVDC) iletim hattı inşasını da planladıklarını ifade eden Bayraktar, "Bunlar geniş çaplı yapısal dönüşümü temsil ediyor ve bunun kalbinde kritik mineraller yatıyor. Bu yeni dönemde, yalnızca kaynaklara sahip olmak yeterli değil, bunları işleyebilmeniz gerekir. Türkiye tam olarak bunu inşa ediyor, kaynak çıkarımını derin işleme kapasitesi ve yüksek teknolojili endüstriyel değer yaratımıyla birleştiriyoruz." diye konuştu.

Bayraktar, bu vizyonun 2025 Kritik ve Stratejik Mineraller Raporu'nda ana hatlarıyla anlatıldığını anımsatarak, "Raporun bulgularına dayanarak detaylı yol haritasını nihayetlendiriyoruz. Yakında Türkiye'nin kapsamlı Kritik Ham Maddeler stratejisini resmi olarak açıklayacağız. Beylikova nadir toprak elementleri projesi bu stratejinin temel taşı. Beylikova'nın dünyadaki en büyük nadir toprak elementleri yataklarından biri olduğuna inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin en başından beri hedefinin tam bir değer zinciri kurmak olduğuna işaret eden Bayraktar, Eti Maden'in ortaklarıyla bunun için çok yoğun şekilde çalıştığını belirtti.

Bayraktar, Beylikova'daki pilot tesisin faaliyette olduğunu vurgulayarak, "Ayırma ve işleme kabiliyetlerini içerecek endüstriyel ölçekli üretime doğru ilerliyoruz. Rüzgar türbinleri ve elektrikli araç motorlarındaki kalıcı mıknatıslar için gerekli olan nadir toprak oksitlerini üreteceğiz." dedi.