Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Uygulamalarımız appstore googleplay
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Aynı anda 50 gemi inşa edilecek.

Elbette akla ilk gelen yerli/milli imkanlarla üretilen platformlar oluyor. Ancak bir adım geri çekilip resmin bütününe baktığınızda Türkiye’nin bölgesel güçten küresel bir deniz gücüne açılan yolun kilometre taşlarını döşediği görülüyor.

Haber Giriş Tarihi: 20.04.2026 15:34
Haber Güncellenme Tarihi: 20.04.2026 15:40
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.kadinveekonomi.com
Aynı anda 50 gemi inşa edilecek.

HALİHAZIRDA 41 ASKERİ GEMİ AYNI ANDA İNŞA EDİLİYOR

Ankara’nın son dönemlerde özellikle savunma sanayiinde ‘seri üretim’ vitesine geçtiği sır değil. Baktığınız her yerde bunun emarelerini görüyorsunuz. Uzun yıllardır elde edilen tecrübelerin ardından oluşturulan savunma sanayii ekosistemi bir makine gibi çalışıyor. İşte bu noktada Mavi Vatan için üretilen platformlar da adından söz ettiriyor.

Elbette tüm projeleri tekil ve ayrıntılı olarak saymak mümkün değil. Ancak mevcut işleri gruplar halinde sıraladığınızda dahi ortaya dikkate değer bir tablo çıkıyor.

Her şeyden önce Türkiye’nin denizlerdeki ‘Kızılelma’sı Milli Uçak Gemisi için ilk adım atıldı. Ocak 2026’da gerçekleşen çelik kesimiyle birlikte inşa süreci de başlamış oldu.

Uzun zamandır merakla beklenen ‘Maden in Türkiye’ imzası taşıyacak Hava Savunma Muhribi olan TCG Kocatepe’nin ilk bloğu kızağa kondu.

Türk Donanması’nın önemli aktörlerinden firkateynlerde de ciddi mesafeler katedildi. Bu kapsamda 2, 3,4 ve 5’inci gemiler denize indirildi. Bir yandan da 6, 7 ve 8’inci gemilerin inşası devam ediyor. Açık Deniz Karakol Gemileri’nde de takvim hızlı işliyor. Bu sınıfta fiili olarak inşaatı devam eden 6 gemi var.

Listede 5 adet yeni tip denizaltıyı olduğunu da ekleyelim. Mavi Vatan’da bayrak gösterecek 8 adet Yeni Tip Çıkarma Gemisi de yapımı devam eden projelerden. Tüm bunların yanı sıra milli mayın avlama gemileri, milli hücum botlar, Bayraktar sınıfı çıkarma gemileri de Türkiye’nin farklı tersanelerinde üretiliyor.

10’DAN FAZLA ÜLKEYE ASKERİ GEMİ İHRAÇ EDİLİYOR

Kendine ürettiği son derece gelişmiş askeri gemilerle dikkatleri üzerine çeken Türkiye, Portekiz’den Romanya’ya, Ukrayna’dan Pakistan’a kadar 10’dan fazla ülkeye askeri gemi ihraç etmeyi başardı.

Günün sonunda Ankara, halihazırda 37’si Türk Deniz Kuvvetleri’ne, 4’ü Sahil Güvenlik Komutanlığı’na ait olmak üzere toplam 41 askeri geminin inşasına dolu dizgin devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde alınan kararlar doğrultusunda 9 askeri geminin daha yapımına kısa sürede başlanacak. Böylece Türkiye, aynı anda 50 askeri gemi inşa ederek bu alanda dünyanın parmakla gösterilen ülkelerinden biri olma konumunu daha da pekiştirecek.

TÜRK DENİZ KUVVETLERİ YENİ BİR DOKTRİNLE HAREKET EDİYOR

Elbette üretilen askeri gemiler son derece önemli. Ancak meseleyi sadece platform sayısına indirmek asıl olayı ıskalamak anlamına geliyor. Çünkü Türkiye gemileri üretip kenara çekilmiyor. Bu gemilerde kullanılacak tüm kritik sistemler de Türk mühendislerce geliştiriliyor. Silahlar, sensörler, kritik mühimmatlar ve her şeyden önemlisi geminin savaş yazılımları da yerli ve milli imkanlarla üretiliyor.

Bunlar da yetmiyor… Türk Donanması, çok sayıda insansız platformları da bünyesine katıyor. Dünyada kısa pistli gemiden bir SİHA’yı indirip kaldırabilen tek ülke olan Türkiye, teknolojinin getirdiği tüm imkanlardan sonuna kadar faydalanıyor.

Milli torpidoları, füzeleri, mayınları, hava savunma sistemlerini ve son derece gelişmiş sonarları da kendi imkanlarıyla üreten Türkiye nicelik olarak da rakiplerinden hızla ayrılıyor.

Türkiye’nin deniz gücündeki gelişim aslında klasik modernizasyonun ötesinde, “doktrin değişimi” olarak okunuyor. Yani sadece gemi sayısı artmıyor, Donanma’nın nasıl savaşacağı tezi de değişiyor.

PLATFORM, TEKNOLOJİ VE YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜ AYNI POTADA

Türkiye’nin Mavi Vatan’da sergilediği bu dönüşüm bize yakın, orta ve uzak vadede nasıl bir strateji izlediğini göstermesi adına önemli ipuçları veriyor.

Her şeyden önce Türkiye diğer alanlarda olduğu gibi denizlerde de ‘dışarıdan satın alan’ değil ‘kendi üreten’ ülke konumunu giderek pekiştiriyor. Yerlilik oranı çok yüksek olan bu platformlar olası bir ambargo riskini ciddi şekilde azaltmakla kalmıyor. Altın değerinde ihracat potansiyellerini de beraberinde getiriyor. Aynı anda çok farklı kabiliyetlerde son derece stratejik platformlar üreten Türkiye, kendi imzasını taşıyan son derece gelişmiş ‘ağ merkezli harp’ konseptiyle de çevredeki ülkelerden ayrılıyor. Kara, hava ve deniz unsurlarının aynı dili konuşmasını sağlayacak bu yeni model eldeki nitelikli personelle birleştiğinde karşısında durulması çok zor stratejik bir güce dönüşüyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
    logo
    En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.