Enflasyonla mücadele kapsamında aldığımız kararların yansıması!
Enflasyonla mücadele kapsamında aldığımız kararların yansıması!
Cevdet Yılmaz, yılın ikinci çeyreğinde OECD ülkelerinin ortalama büyümesinin yüzde 1,7, Avro Bölgesi ortalama büyümesinin yüzde 1,4 olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
Haber Giriş Tarihi: 01.09.2025 17:49
Haber Güncellenme Tarihi: 01.09.2025 17:51
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.kadinveekonomi.com
"Politikalarımız kararlı şekilde uygulanmaya devam edilecektir"
2025 yılı ikinci çeyreğinde net mal ve hizmet ihracatının büyümeyi sınırlı oranda aşağı çektiğini, enerji ithalatındaki artış ve zayıf dış talep koşullarından kaynaklanan bu durumun beklentiler dahilinde olup ekonomi programı açısından önemli bir risk unsuru olarak değerlendirilmediğini bildiren Yılmaz, 2025 yılı ikinci çeyreğinde sanayi sektörünün yüzde 6,1 oranında, inşaat dahil hizmetler sektörünün ise yüzde 5,2 oranında büyüme kaydederken, baz etkisi ve olumsuz iklim koşulları kaynaklı olarak tarım sektörünün yüzde 3,5 negatif büyüme kaydettiğini aktardı.
Yılmaz, bu yılın ikinci çeyreğinde GSYH'nin dolar cinsinden yıllıklandırılmış olarak 1,474 trilyon seviyesine ulaştığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"İkinci çeyrek verileri, dengeli büyüme modelimize uygun olarak ekonomimizin dirençli yapısını ve sürdürülebilir büyüme patikasındaki kararlılığımızı ortaya koymaktadır. 2025 yılının ilk yarısında GSYH yüzde 3,6 oranında büyürken, sanayi sektörü yüzde 2,1 oranında, inşaat dahil hizmetler sektörü ise yüzde 4,3 oranında büyüme kaydederken, tarım sektörü yüzde 3 oranında negatif büyüme kaydetmiştir.
Yılın ilk altı ayı itibarıyla tüketim ve yatırım görece dengeli seyrini sürdürmüştür. Bu dönemde öne çekilen talebin etkisiyle yurt içi talebin büyümeye katkısı 4,5 puan olurken, başlıca ticaret ortaklarımızın zayıf görünümüne bağlı olarak net ihracatın büyüme katkısı -0,9 ile sınırlı negatif gerçekleşmiştir."
Özel tüketim harcamaları bu dönemde yüzde 3,3 artarken, sabit sermaye yatırımlarının artışının ise yüzde 5,3 oranında olduğunu, kamu tüketiminde ise ilk yarıda yüzde 1,7 oranında gerileme gerçekleştiğini vurgulayan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
"2025 yılında işgücü piyasamız güçlü görünümünü korurken işsizlik oranımız iki yıldan uzun süredir tek hanede seyretmektedir. 2025 yılının ilk yarısı itibarıyla işgücü ödemelerinin milli gelire oranı yüzde 35,9 ile tarihi en yüksek seviyesindedir.
Yılın ikinci yarısında dışsal koşulların talep üzerinde oluşturduğu geçici ivmenin ortadan kalkması ve yurt dışı talebin ikinci çeyreğe görece toparlanmasıyla birlikte büyüme kompozisyonunda dengeli seyrin daha da belirginleşmesi beklenmektedir. Bu doğrultuda dezenflasyon sürecinin kesintisiz sürmesini sağlayan, yatırımı, üretimi ve ihracatı artırmayı odak belirleyen politikalarımız kararlı şekilde uygulanmaya devam edilecektir."
"Ülkemizin yüksek gelirli ülkeler grubuna gireceği tahmin edilmektedir"
Cevdet Yılmaz, bugün itibarıyla açıklanan ulusal hesaplar kapsamında aynı zamanda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) hesabını da içine alan Ulusal Hesaplar Sistemi ile ilgili hesaplamaların, Ulusal Hesaplar Sistemi (SNA-2008) ve Avrupa Hesaplar Sistemi (ESA-2010) el kitaplarına uygun olarak yapılan ana revizyonla güncellendiğini hatırlatarak, bu güncellemenin, uluslararası standartlara uyum (SNA-2008, ESA-2010), hesaplama yöntemlerinin geliştirilmesi ve yeni veri kaynaklarının sisteme dahil edilmesi üzerine odaklandığını bildirdi.
Ulusal Hesaplar Sisteminin, dinamik bir yapıya sahip olup ekonominin ölçüm çalışmalarının ekonomik ve sosyal alanda ortaya çıkan yeni koşullar, uluslararası standartlar, hesaplama yöntemleri ve veri kaynaklarında gerçekleşen iyileşmelere bağlı olarak 5-7 yıl gibi belirli aralıklarla ana revizyonlarla güncellendiğini aktaran Yılmaz, bu kapsamda, Avrupa Birliği üye ülkeleri tarafından 2024 yılında Ulusal Hesaplar Sisteminde uyumlaştırmaya dayalı ana revizyonun gerçekleştirildiğini, Türkiye'de de bu çerçevede 1 Eylül 2025 tarihi itibarıyla Avrupa Birliği'ni takiben ana revizyon çalışmalarının gerçekleştirilerek tamamlandığını, böylece, halihazırda 1998 yılından başlayan serilerin 1995 yılına kadar revize edilerek geri çekildiğini ifade etti.
Yılmaz, ana revizyon ile Türkiye'nin ulusal hesap sisteminin, uluslararası karşılaştırılabilirliğinin arttığını, daha güvenilir, detaylı ve güncel GSYH verileri ürettiğini, bu sayede veriye dayalı politika yapımında ve analizinde daha sağlam bir istatistiki altyapının sağlandığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, açıklamasında şunları paylaştı:
"Gerçekleştirilen revizyon sonucunda, 2024 yılı kişi başına düşen milli gelir 15 bin 325 dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. 2025 yılı ikinci çeyrek itibarıyla yıllıklandırılmış kişi başı milli gelir ise yaklaşık 17 bin dolar seviyelerine yaklaşmıştır. Yüksek büyüme performansımızla, 2025 yılı verileri açıklandığında Dünya Bankası sınıflandırmasına göre ülkemizin yüksek gelirli ülkeler grubuna gireceği tahmin edilmektedir.
Uyguladığımız makroekonomik istikrar ve yapısal dönüşüm adımları birçok testten başarıyla geçmekte olup, bu kazanımlar üzerine inşa edeceğimiz yeni politikalar ve önümüzdeki günlerde açıklayacağımız 2026-2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program ile ortaya koyacağımız hedef ve politikalar ile ekonomimizin dayanıklılığını daha da artıracağımıza inanıyoruz."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Enflasyonla mücadele kapsamında aldığımız kararların yansıması!
Cevdet Yılmaz, yılın ikinci çeyreğinde OECD ülkelerinin ortalama büyümesinin yüzde 1,7, Avro Bölgesi ortalama büyümesinin yüzde 1,4 olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Politikalarımız kararlı şekilde uygulanmaya devam edilecektir"
2025 yılı ikinci çeyreğinde net mal ve hizmet ihracatının büyümeyi sınırlı oranda aşağı çektiğini, enerji ithalatındaki artış ve zayıf dış talep koşullarından kaynaklanan bu durumun beklentiler dahilinde olup ekonomi programı açısından önemli bir risk unsuru olarak değerlendirilmediğini bildiren Yılmaz, 2025 yılı ikinci çeyreğinde sanayi sektörünün yüzde 6,1 oranında, inşaat dahil hizmetler sektörünün ise yüzde 5,2 oranında büyüme kaydederken, baz etkisi ve olumsuz iklim koşulları kaynaklı olarak tarım sektörünün yüzde 3,5 negatif büyüme kaydettiğini aktardı.
Yılmaz, bu yılın ikinci çeyreğinde GSYH'nin dolar cinsinden yıllıklandırılmış olarak 1,474 trilyon seviyesine ulaştığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"İkinci çeyrek verileri, dengeli büyüme modelimize uygun olarak ekonomimizin dirençli yapısını ve sürdürülebilir büyüme patikasındaki kararlılığımızı ortaya koymaktadır. 2025 yılının ilk yarısında GSYH yüzde 3,6 oranında büyürken, sanayi sektörü yüzde 2,1 oranında, inşaat dahil hizmetler sektörü ise yüzde 4,3 oranında büyüme kaydederken, tarım sektörü yüzde 3 oranında negatif büyüme kaydetmiştir.
Yılın ilk altı ayı itibarıyla tüketim ve yatırım görece dengeli seyrini sürdürmüştür. Bu dönemde öne çekilen talebin etkisiyle yurt içi talebin büyümeye katkısı 4,5 puan olurken, başlıca ticaret ortaklarımızın zayıf görünümüne bağlı olarak net ihracatın büyüme katkısı -0,9 ile sınırlı negatif gerçekleşmiştir."
Özel tüketim harcamaları bu dönemde yüzde 3,3 artarken, sabit sermaye yatırımlarının artışının ise yüzde 5,3 oranında olduğunu, kamu tüketiminde ise ilk yarıda yüzde 1,7 oranında gerileme gerçekleştiğini vurgulayan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
"2025 yılında işgücü piyasamız güçlü görünümünü korurken işsizlik oranımız iki yıldan uzun süredir tek hanede seyretmektedir. 2025 yılının ilk yarısı itibarıyla işgücü ödemelerinin milli gelire oranı yüzde 35,9 ile tarihi en yüksek seviyesindedir.
Yılın ikinci yarısında dışsal koşulların talep üzerinde oluşturduğu geçici ivmenin ortadan kalkması ve yurt dışı talebin ikinci çeyreğe görece toparlanmasıyla birlikte büyüme kompozisyonunda dengeli seyrin daha da belirginleşmesi beklenmektedir. Bu doğrultuda dezenflasyon sürecinin kesintisiz sürmesini sağlayan, yatırımı, üretimi ve ihracatı artırmayı odak belirleyen politikalarımız kararlı şekilde uygulanmaya devam edilecektir."
"Ülkemizin yüksek gelirli ülkeler grubuna gireceği tahmin edilmektedir"
Cevdet Yılmaz, bugün itibarıyla açıklanan ulusal hesaplar kapsamında aynı zamanda Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) hesabını da içine alan Ulusal Hesaplar Sistemi ile ilgili hesaplamaların, Ulusal Hesaplar Sistemi (SNA-2008) ve Avrupa Hesaplar Sistemi (ESA-2010) el kitaplarına uygun olarak yapılan ana revizyonla güncellendiğini hatırlatarak, bu güncellemenin, uluslararası standartlara uyum (SNA-2008, ESA-2010), hesaplama yöntemlerinin geliştirilmesi ve yeni veri kaynaklarının sisteme dahil edilmesi üzerine odaklandığını bildirdi.
Ulusal Hesaplar Sisteminin, dinamik bir yapıya sahip olup ekonominin ölçüm çalışmalarının ekonomik ve sosyal alanda ortaya çıkan yeni koşullar, uluslararası standartlar, hesaplama yöntemleri ve veri kaynaklarında gerçekleşen iyileşmelere bağlı olarak 5-7 yıl gibi belirli aralıklarla ana revizyonlarla güncellendiğini aktaran Yılmaz, bu kapsamda, Avrupa Birliği üye ülkeleri tarafından 2024 yılında Ulusal Hesaplar Sisteminde uyumlaştırmaya dayalı ana revizyonun gerçekleştirildiğini, Türkiye'de de bu çerçevede 1 Eylül 2025 tarihi itibarıyla Avrupa Birliği'ni takiben ana revizyon çalışmalarının gerçekleştirilerek tamamlandığını, böylece, halihazırda 1998 yılından başlayan serilerin 1995 yılına kadar revize edilerek geri çekildiğini ifade etti.
Yılmaz, ana revizyon ile Türkiye'nin ulusal hesap sisteminin, uluslararası karşılaştırılabilirliğinin arttığını, daha güvenilir, detaylı ve güncel GSYH verileri ürettiğini, bu sayede veriye dayalı politika yapımında ve analizinde daha sağlam bir istatistiki altyapının sağlandığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, açıklamasında şunları paylaştı:
"Gerçekleştirilen revizyon sonucunda, 2024 yılı kişi başına düşen milli gelir 15 bin 325 dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. 2025 yılı ikinci çeyrek itibarıyla yıllıklandırılmış kişi başı milli gelir ise yaklaşık 17 bin dolar seviyelerine yaklaşmıştır. Yüksek büyüme performansımızla, 2025 yılı verileri açıklandığında Dünya Bankası sınıflandırmasına göre ülkemizin yüksek gelirli ülkeler grubuna gireceği tahmin edilmektedir.
Uyguladığımız makroekonomik istikrar ve yapısal dönüşüm adımları birçok testten başarıyla geçmekte olup, bu kazanımlar üzerine inşa edeceğimiz yeni politikalar ve önümüzdeki günlerde açıklayacağımız 2026-2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program ile ortaya koyacağımız hedef ve politikalar ile ekonomimizin dayanıklılığını daha da artıracağımıza inanıyoruz."
En Çok Okunan Haberler
YAZARLARIMIZ Tüm Yazarlarımız