SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

“Geleceği, değişime uyum sağlayanlar şekillendirecek“

Bu hafta röportajımızı Seger Genel Müdürü Tülin Tezer ile gerçekleştirdik. Tülin Tezer otomotiv sektöründe uzun yıllardır yaptığı başarılı çalışmalar ile ses getiren ve bir çok genç mühendise umut ve rol model olan bir yönetici...
Haber Giriş Tarihi: 27.04.2022 16:53

Haber Güncellenme Tarihi: 29.04.2022 15:22

kadinveekonomi.com

 Tülin Tezer kendini nasıl tanımlar?

Hayatı, insanları ve çalışmayı seven  Makine Mühendisi bir kadınım. 32 yıldır Otomotiv Sektörü'nde çalışıyorum. Evliyim ve 27 yaşında bir oğlum var.

Otomotiv sektöründe az sayıda kadın genel müdür var. Şu an geldiğiniz noktayı biraz daha detaylı anlatır mısınız?

1989 yılında Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği'nden mezun olduktan sonra Bursa’da uzun süren bir iş arayışım oldu. O yıllarda Bursa’da Otomotiv Sektörü gelişmekte olan ve mühendisler için fırsatlar barındıran bir sektör olmasına rağmen, şirket sahipleri ve yöneticiler, işletmelerinde  kadın mühendis çalıştırma fikrine çok açık değillerdi. Bu sebeple gazetelerdeki  iş ilanları çoğunlukla  “erkek makine mühendisi  aranıyor“ ibaresiyle yayınlanırdı. İşe alımlarda bu cinsiyet ayırımcılığı özellikle kadın mühendisler için bir dezavantaj idi. Ben de iş bulma noktasında kadın bir mühendis olarak bu dezavantajı yaşadım. Cinsiyet belirtilmeden, sadece “ makine mühendisi aranıyor” olarak yayınlanan bir iş ilanına başvurdum ve halen çalışmakta olduğum SEGER firmasında işe kabul edilmem ile birlikte  32 yıldır devam eden  otomotiv sektöründeki kariyer yolculuğum başlamış oldu. 1990 Nisan’ında  SEGER’de Kalite Mühendisi olarak işe başladım ve 10 yıl boyunca Giriş Kalite Kontrol, Proses kontrol, Kalite Sistemlerinin kurulması, yönetilmesi çalışmalarında bulundum. 10 senelik kalite tecrübesinden sonra, Mühendislik departmanına geçtim. Mühendislik departmanında da Metod-Proje, Müşteri projeleri devreye alma  ve Ar-Ge yönetimini  içeren 8 yıllık mühendislik tecrübesini takiben 2008'de Genel Müdür olarak atandım. Halen bu görevime devam ediyorum.

Aldığınız en önemli iş tavsiyeniz neydi ve kimden aldınız?

Aldığım en değerli tavsiye, babamın bana söylediği “ kendine inandığın hiçbir konuda geri adım atma, kimsenin seni geri itmesine izin verme, kendini eksik hissettiğinde senden daha iyi olanlardan herzaman yardım al, bilgini ve tecrübelerini de başkaları ile paylaşmaktan çekinme “ oldu. Babamın bu tavsiyeleri bana her zaman hem özel hayatımda hem de iş hayatında ışık tuttu, yol gösterdi.

Kariyerinizdeki en önemli dönüm noktası neydi?

Mezun olduktan sonra iş arama sürecinde cinsiyetim sebebiyle yaşadığım zorluklar karşında direnmeyip, otomotiv sektöründe kadın mühendis olarak yer bulabileceğim inancımı kaybetseydim ve iş aramaktan vazgeçseydim, bugünlere gelemezdim. Sanırım kariyerimdeki dönüm noktası;  o yıllarda kararlılıkla iş aramaya devam edip, SEGER gibi bireylerin cinsiyetleri ile değil yetenek ve yetkinlikleri ile kabul gördüğü bir şirkette işe başlamam diyebilirim. SEGER’de çalışmaya başladıktan sonra, üretim, laboratuvar, satış ve  ihracat gibi organizasyonun pek çok kademesinde  kadın çalışanların olduğunu görünce çok doğru bir şirkette başlangıç yaptığımı anladım. 32 yıllık kariyer hayatımda da SEGER’de her zaman diğer kadınlar gibi  yeteneklerim ve tecrübelerim ile her zaman erkeklerle eşit eğitim ve kariyer fırsatlarına sahip oldum.

Yeni mezun olmuş genç bir kadın mühendise ne önerirsiniz?

Öncelikle kadın olarak kendilerine her zaman güvensinler, emeğin cinsiyeti olamadığına öncelikle kendileri inansınlar. Her zaman hayallerinin peşinden gitsinler, mühendislik kariyerlerinde kadın oldukları için yükselemeyeceklerini asla düşünmesinler ve daha fazla sorumluluk almak konusunda talepkar olsunlar. Kadınlar iş yaşamında kariyer basamaklarında yükselebilmek için erkeklere oranla kendilerini başarıları ile daha fazla kanıtlamak zorundalar maalesef ama bu kesinlikle bir dezavantaj değil, tam tersine kadınları güçlendiren bir durum. Önemli olan daha fazla çalışma, başarma karalılığını gösterebilmek, azimli  ve sabırlı olmak.    

Kadınlarda bir kimlik sıkışması var evlilik; annelik, iş hayatı, bir denge oturtmak zor mu? Sizin gibi rol modellere ihtiyaç var.

Evet, maalesef kadının sosyal hayattaki rolleri konusunda hepimizin kafasına işlenmiş kalıplar ve toplumsal kodlar var. Ev işleri, evin düzeninin sağlanması, çocuk ve yaşlı bakımı hep kadının üstlenmesi gereken rolleri olarak kabul ediliyor ve bu sebeple pek çok kadın iş yaşamına katılamıyor, çalışıyor bile olsa bazen evlilik sebebiyle ya da çocuk sahibi olduktan sonra iş yaşamından kopuyor. Ben çalışmaya başladıktan sonra evlendim ve anne oldum, ancak hiç bir zaman iş yaşamından kopmayı düşünmedim. Doğum yaptıktan sonra sadece 3 ay ara verdim ve 3 ay sonra kaldığım yerden devam ettim çalışmaya. Biz Türk toplumu olarak çok şanslıyız ki güçlü aile bağlarımız var, çocuk bakımı konusunda ailemizden destek alabiliyoruz, ben de çocuğumu büyütürken ilk zamanlar ailemden yardım aldım, eşim bana her zaman destek oldu. Elbette ki zaman zaman bu yorucu oluyor ve kabul edelim ki çalışan kadınlar,  erkeklere göre daha fazla koşturmak , pek çok şeyi organize etmek ve sorumluluk üstlenmek durumunda kalıyorlar. Ancak iyi bir planlama ve organizasyon ile iş ve ev hayatını bir arada yürütmek her zaman mümkün. Zaman içinde bu bir şekilde dengeye oturuyor.

Geçtiğimiz 10 yıl sizi en çok zorlayan konular neler oldu?

Son 2 yıldır hayatımızda olan pandemi sürecinin ilk yılı, pek çok kişi gibi  benim için de en zor zamanlardı diyebilirim. Çünkü ilk kez hayatımız ve özgürlüklerimiz bu kadar kısıtlandı, ailelerimizden, arkadaşlarımızdan ve sevdiklerimizden uzak kaldık. İş yaşamında daha önce hiç deneyimlemediğimiz evden çalışma gibi yeni uygulamalara adapte olmaya çalıştık, ilk başlarda bocaladık, adaptasyonda zorlandık. Covid vakaları sebebiyle üretimi devam ettirmekte, siparişlerimizi zamanında yetiştirmek konusunda kısıtlar yaşadık. Son derece kaotik ve  öngörülemez bir yıldı. Pandeminin 2. yılı, ilk yılda kazandığımz tecrübeler ve aldığımız önlemler ile daha rahat geçti. Umarım bir kez daha böyle bir süreç yaşamayız.

Başarısızlıktan ders çıkarmak çok kıymetli değil mi?

Kesinlikle çok kıymetli, tecrübe denen şey yaşadığımız başarısızlıklar sonrasında çıkarılan derslerle kazanılıyor. Atalarımızın dediği gibi bir musibet bin nasihattan iyidir. Yaptığımız hatalardan ders çıkararak ilerlersek başarısızlıklarımız bizi hayatta güçlendirir.

Biraz da sektörden bahsedelim, sektörün geleceğiniz nasıl buluyorsunuz? Size göre SEGER’in sektörde fark yaratan özellikleri neler?

Otomotiv sektörü son derece disiplinli, sektöre has kuralları olan, rekabete açık ve sürekli gelişen bir sektör. Son birkaç yıldır elektrikli araçlar, otonom sürüş ve mobilite alanındaki gelişmeler ile otomotiv sektöründe büyük bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşüm, uyum sağlayamayan firmalar için yıkıcı etkiler yaratabilme potansiyeline sahip. Çünkü özellikle elektrikli araçlara geçiş ile birlikte, içten yanmalı araçlarda kullanılan pek çok parça artık kullanılmayacak. Bu durum elektrikli araçlarda kullanılmayacak  bu parçaları üreten firmalar için gelecekte varlığını sürdürebilmek anlamında  ciddi riskler barındırıyor. Biz de SEGER olarak bu değişim ve dönüşüme ayak uydurabilmek için ciddi yatırımlar yaptık. Her ne kadar kısa-orta vadede bizim ürettiğimiz kornalar, elektrikli araçlarda kullanılmaya devam edecekse bile, elektrikli ve otonom araçlarda kullanılabilecek, ileriye dönük teknoloji seviyesi daha yüksek ürünler üzerindeki Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor. SEGER’in sektörde fark yaratan en önemli özelliği de kurulduğu 1981 yılından beri  Ar-Ge’ye verdiği önem diyebilirim. SEGER 40 yıldır ürün gamında yer alan tüm ürünlerin tasarımını, geliştirilmesini ve üretimini kendi Ar-Ge yetkinliklerini kullanarak geliştirmiş ve pazara sunmuştur. Ayrıca SEGER; hem OEM'de hem de satış sonrası yenileme pazarında güçlü, güvenilir, teknoloji ve kalite seviyesi ile kendini kanıtlamış, tüm dünya pazarlarında bilinen bir güçlü bir Türk Markası konumundadır. SEGER markası tüm dünyada yaklaşık 50’nin üzerine tescillidir ve Türkiye pazarında da Pazar lideri konumundadır.

Şirketinizde mentorluk ya da koçluk sistemi var mı?

Evet, özelikle aramıza yeni katılan arkadaşlarımıza daha tecrübeli arkadaşlarımız mentörlük yapmaktadır.

Z kuşağı ile çalışmanın zorluklarını yaşıyor musunuz, yoksa avantajları mı var?

Z kuşağı ile çalışmanın zorlukları demeyelim de farklılıklarını elbette ki yaşıyoruz. Z kuşağı iş yapış şekileri, motivasyon beklentileri olarak Y kuşağından belirgin farklılıkları olan bir jenerasyon. Bu farklılıklar zaman zaman, işletmelerde çoğunluğu teşkil eden Y kuşağı ile iletişimde sıkıntılar yaşatsa da, Z kuşağının farklı bakış açıları, teknolojiye daha kolay uyum sağlamaları, daha sorgulayıcı yaklaşımları şirketlere dinamizm sağlıyor. Şirketler, her türlü farklılığı bir zenginlik olarak kabul edip,  farklı jenerasyonların bir arada uyum içinde çalışmasını sağlayacak yönetim tekniklerini geliştirerek Z kuşağının şirketlere sağlayacakları fırsatları yakalamalılar.

Bu sektörde kadın olmak zor mı?

Otomotiv sektörü erkeklerin egemen olduğu bir sektör. Dolayısı ile kadınların bu sektörde var olabilmesi için daha fazla çaba göstermesi  gerekiyor. Kadınların kariyer basamaklarında yükselebilmesi için erkeklere göre kendilerini daha fazla ispatlaması, başarılı olması gerekiyor. Bardağın boş tarafından bakarsanız bu bir zorluk olarak ifade edilebilir, ancak bardağın dolu tarafından bakarsanız bu aslında kadınları güçlendiren bir durum.  Son  yıllarda toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının özellikle otomotiv sektöründe  daha fazla gündeme gelmesi ile birlikte sektörde daha fazla kadını görmeye başladık. Başarılı rol modellerin öne çıkması ile birlikte kadınların da bu sektörde var olabileceği ve karar alma mekanizmalarında söz sahibi olabileceği inancının artmaya başladığını, 32 senedir otomotiv sektöründe olan bir kadın olarak sevinerek izliyorum.

Tülin Tezer ’in iş yaşamı dengesi nasıldır?

32 yıldır iş hayatındayım ve işimi ve aile hayatımı dengeli bir  biçimde sorunsuz bir arada yürütüyorum. İş dışında, özelikle hafta sonları ailemle, arkadaşlarıma daha fazla vakit geçiriyorum. 

Sizi gelecekte mutlu edecek şey nedir?

Her türlü fırsat eşitsizliğinin giderildiğini görmek. Özellikle eğitim konusunda ülkemdeki tüm çocukların eğitim hakkından faydalanabilmesi, eğitim konusunda dezavantajlı konumdaki tüm kız çocuklarının eğitim fırsatlarına kavuştuğunu görmek beni en mutlu edecek şey olacaktır.

İş dışında nelerden keyfi alıyorsunuz, nasıl vakit geçiriyorsunuz?

Seyahat etmeyi çok seviyorum. Her sene Türkiye’de en azından bir ilimizi gezmeyi, oranın kültürünü öğrenmeyi kendime hedef olarak belirledim. Ayrıca iş dışındaki zamanlarda arkadaşlarımla bir arada olmaktan, birlikte sinema, tiyatro, konser gibi sosyal aktiviteler yapmaktan çok mutlu oluyorum. Boş zamanlarımda kitap okumayı, bulmaca çözmeyi , müzik dinlemeyi severim. Bir müzik aleti çalmayı hep çok istedim, geçmişte gitar dersi almıştım ancak yeterince zaman ayıramadığım için maalesef ilerletemedim. Bundan sonraki hedefim, ders alarak;  gitar yada piyano olabilir, bir müzik aleti çalmak. 

En sevdiğiniz duvar yazısı ya da bir mottunuz var mı?

Benim çok inandığım mottom “ Geleceği, değişime uyum sağlayanlar şekillendirecek “  .Değişimin her alanda çok hızlandığı bir dönemde yaşıyoruz; bu değişimi kabul etmeyip, direnenler, uyum sağlayamayanlar hem bireysel  hem de kurumsal anlamda yok olacaklar. Ben, ahlaki ve toplumsal değerlerin korunarak, yozlaşmaksızın, değişime uyum sağlamanın bireysel ve kurumsal olarak çok değerli ve önemli olduğuna inanıyorum. Bu inançla  “Geleceği, değişime uyum sağlayanlar şekillendirecek“  diyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar